| Copyright 2010 hcilan.av.tr Tum Haklari Saklidir. Joomla,GNU/GPL lisansli ozgur bir yazilimdir. |
|
|
|
Bir hukuk devletinde var olan yasama. yürütme ve yargı gücünün, yargı ayağının yürütülmesi Yargıç ve Savcılar eliyle olur. Yargı bağımsızlığı dar anlamıyla aslında Yargıçların bağımsızlığı anlamına gelir. Yargı, işlevini yargılama ile yerine getirir, bu da yargıçlar eliyle olur. Yargıçların bağımsızlığı, kararlarını verirken. özgür olmaları, hiç bir dış baskı altında olmamaları, yasama ve yürütme organlarından emir, tavsiye ve talimat almamaları anlamına gelir. Bununla kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunduğu kabul edilir. Yargıçların bağımsızlığı Anayasa ile de güvence altına alındığından, görülmekte olan bir davada yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili TBMM de görüşme yapılamaz soru sorulamaz. Yargıçlar aynı şekilde yürütmeye karşıda bağımsız olduklarından atanmaları konusunda da yürütmenin etkili olmaması gerekir. Ancak; mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçlık teminatı esaslarına göre görev yapan ve yargıçların tüm özlük işleri konusunda yetkili olan Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunda Adalet bakanı ve Müsteşarın bulunması bu teminatı kısmen zedelediği belirtilmektedir. Bu da kamuoyunda çeşitli platformlarda tartışılmaktadır. Fakat yargı bağımsızlılığının tam olarak sağlanması için bu konuda neler yapılması gerektiği ortaya yeni düşünceler konulamamaktadır. Cumhuriyet savcıları ise; devlet adına iddiada bulunan makamdır. Hakimlik ve savcılık iki ayrı meslektir. Yürütme organının bir üyesi olan Adalet bakanı savcılar üzerinde denetim yetkisine sahiptir. Dava aç diye her zaman emir verebilir. Yani savcılar bağımsız değillerdir. Mahkemelerin bağımsızlığı ile yargıçların bağımsızlığı eş anlamlıdır. Mahkemelerin bağımsızlığının, yargı erkinin en önemli ögesi olan yargıçlardan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Mahkemelerin bağımsızlığı; yargının yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsız yapısını, bu doğrultuda yetkilerini kullanmasını, görevlerini yerine getirmesini ifade etmektedir. Yargıçların bağımsızlığı ise yasama ve yürütme organlarına bağlı olmadan Anayasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanılarına göre hüküm vermelerini amaçlar.Anayasanın 138. maddesine göre, yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez;genelge gönderemez;tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.Anayasa, hakimlik ve savcılık teminatını 139. maddede şu şekilde düzenlemektedir: Hakimler ve savcılar azlonulamaz, kendileri istemedikçe altmışbeş yaşını bitirinceye kadar emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Yılardır ülkemizde yargı bağımsızlığından söz edilir ve bu konu her ortamda tartışılır. Üniversitelerde, devlet kurumlarında, sivil toplum örgütlerinde, kahvehanelerde vs. sayabileceğimiz birçok yerde bu konu tartışılıyor. Yine burada da tartışmalar genellikle adaletle ilgili kurum ve kuruluşların yapısı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu eleştiriler sırasında yine insan etkeni unutulmaktadır. İnsanın bir makine olmadığı cismani yapısının yanında ruhsal yapısının olduğu unutuluyor. İnsanın duyguları, dünya görüşü, gelenek ve görüşleri, ahlak anlayışı gibi insanın yapacaklarını etkileyen özellikleri olduğu göz ardı ediliyor. Ben yargı bağımsızlığının tam anlamıyla gerçekleşmesi için iki unsurun sağlanması gerektiğini düşünüyorum 1-Kurumsal bağımsızlık 2- Kişisel Bağımsızlık Kurumsal Bağımsızlık: Bu bağımsızlık genellikle mevzuatla sağlanmaya çalışılmaktadır Hâkim ve savcıların atama, yükselme gibi özlük işlemleri HSYK kanalıyla yapılmaya çalışılmaktadır. Bu kurulun içersinde yürütme erkinden üyelerin olması sorunlar çıkardığı düşünülmektedir ve söylenmektedir. Yargının, yasama ve yürütme organlarının etkisinde kalmasının önlenmesi amacıyla, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşturulmuştur. Bu Kurul, yargıç ve savcıları mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükseltme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. Adalet Bakanlığı'nın, bir mahkemenin veya bir yargıcın veya savcının kadrosunun kaldırılması veya mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar. Ayrıca yasalarla verilen diğer görevleri de yerine getirir.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başkanı Adalet Bakanı'dır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurul’un başkanının Adalet Bakanı olması ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının Kurul’un üyesi olması, yargı bağımsızlığına aykırı bulunmakta ve eleştirilmektedir.Ayrıca, yargıç ve savcılarla ilgili işlemlerin Bakanlık bünyesinde hazırlanarak Kurula son aşamada getirilmesi de Bakanlığın etkisini arttırmakta, yargıç güvencesini zedelemektedir. Örneğin, mesleğe alınmada adaylık döneminde Adalet Bakanlığı yetkilidir. Kurul Bakanlıkça atanan adaylar arasından mesleğe kabul işlemi yapabilmektedir. Üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise savcılık ve hakimlik ayırımıdır. Savcılık, işlenen suçların araştırılması, sanıkların tespit edilmesi, delillerin toplanması ve mahkemeye sunulması görevidir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın gerektiğinde savcılara dava açma emri verebilmesi yargıç güvencesini zedeler nitelikte görülmemiştir.Hakim ise önüne gelen davada, tarafların iddialarını, dellileri inceleyerek, uyuşmazlığı çözen hükmü verir. Anayasa, savcılık mesleğini de adaletin gerçekleşmesindeki önemi nedeniyle, teminat altına alarak savcıların görevlerinde vicdan rahatlığı içerisinde davranmalarını sağlamıştır. Kişisel Bağımsızlık: Bence bu bağımsızlık türü çok önemli ve uygulanması çok zor olan bir durumdur. Çünkü burada insanın kendisiyle mücadelesi söz konusudur. Bir yargı mensubunun duygularından, düşüncelerinden, ahlak anlayışından, dini inançlarından, gelenek ve göreneklerinden etkilenmeden görevini yapabilmesi çok zordur. Bir insandan robot gibi davranması da beklenemez. Önemli olan çalışmalarımızda yasaları ön plana çıkarmak, daha önce saymaya çalıştığım insana özgü özellikleri bir yana bırakmaktır. Bazen gazete manşetlerinde benzer olaylara yargıda farklı farklı kararlar verildiği yazılmaktadır. Bu gibi durumlar yüksek yargı kararlarında da görülmektedir. Benzer olayların bazıları onanmakta. bazıları da bozulmaktadır. Olaylar benzer, uygulanan yasalar aynı olduğuna göre farklı kararların çıkmasının nedeni nedir? İşte farklılıkların ortaya çıkmasında insanın etten kemikten olmayan yapısı yani ruhsal yapısı etkili olmaktadır. Yasaların yorumunda duygular egemen olmaktadır. Şüphesiz yargıç önündeki kanuna göre hükmedecektir; ancak her zaman kanunlar hukuka uygun olmaz, yine her zaman yargıcın yorumu ve hükmü de objektif delillere dayanmayabilir. İnsanların her zaman objektif davranması çok zordur. Bu nedenlerle de yasa uygulayıcıların durumu zordur. Bir insanın kendi duygularıyla mücadele etmesi kadar zor bir şey yoktur.
|
|
| Son Güncelleme: Cuma, 03 Aralık 2010 21:02 |





